Gülistan Doku soruşturması: Valinin oğlu ve koruması her şeyi inkar ediyor

Gülistan Doku soruşturması kapsamında tutuklanan eski Tunceli Valisi Tuncey Sonel'in oğlu Mustafa Türkay Sonel’in ifadesi ortaya çıktı. Sonel, Doku’yu tanımadığını, herhangi bir temasının bulunmadığını ve suçlamaları kabul etmediğini söyledi. Suçlanan valinin koruma polisinin ifadesi de ortaya çıktı

Gündem 19 Nisan 2026

Tunceli’de 5 Ocak 2020’de ortadan kaybolan ve artık bir cinayete kurban gittiği düşünülen üniversite öğrencisi Gülistan Doku ile ilgili soruşturmada öne çıkan iki isim tutuklanarak cezaevine kondu. Bu isimlerden, dönemin valisi Tuncay Sonel’in oğlu Mustafa Türkay Sonel ile valinin koruma polisi Şükrü Eroğlu’nun ifadeleri ortaya çıktı. Her iki isim de Gülistan Doku’yu daha önce tanıdıklarını ve cinayette rol aldıkları iddialarını kökünden reddetti. Bu arada Elazığ’da gözaltına alınan dönemin valisi Tuncay Sonel’in işlemleri de Erzurum’da devam ediyor. Vali için ek gözaltı süresi alındı.

6 yıl aradan sonra yeniden açılan Gülistan Doku dosyasında, dönemin Tunceli Valisinin oğlu Mustafa Türkay Sonel bazı gizli tanık ifadelerinde Gülistan Doku’nun katili olmakla suçlanıyor. Bu suçlayıcı ifadelerden anlaşıldığına göre Sonel, Gülistan Doku ile cinsel beraberlik yaşamış ve bu beraberlikte Doku hamile kalmış. Bebeği aldırmak istemişler ama bunun  için yasal süre aşılmış. Gülistan Doku 31 Aralık 2019 günü, yani kaybolmazdan 6 gün önce Tunceli Devlet Hastanesi’nde jinekolojik muayeneden geçmiş ama daha sonra (7 Ocak 9 Ocak arasında) onun hastaneye giriş çıkış yaptığına dair kayıtlar silinmiş.

Benzer şekilde, suçlamalara göre Gülistan Doku’nun ailesi, o sırada kayıp olarak aranan genç kızın cep telefonu SIM kartını yeniden çıkarttırmış ve vali Tuncay Sonel’e teslim etmiş. Vali de bu kartı koruması aracılığıyla polislikten atılma bir isme göndermiş. O isim bu kart aracılığıyla Gülistan Doku’nun sosyal medya hesaplarına girerek bazı şeyleri silmiş.

“Tanımıyorum”

Bu temel suçlamalar sorguda valinin oğlu Mustafa Türkay Sonel’e sorulmuş. Sonel’in ifadesi şöyle:

“Gülistan Doku’yu şahsen tanımıyorum. Herhangi bir yerde herhangi bir surette görüşmedim, hiçbir şekilde iletişimim olmadı. Sadece kaybından sonra ben de herkes gibi basından duyduğum kadarıyla tanıdım.

Ben Gülistan Doku’nun sosyal medya hesaplarından veya verilerinden bir şey silmedim. Böyle bir şey mümkün değildir. Benim veya bir yakınımın bununla ilgisi yoktur. Doku’nun kaybolması, böyle bir şey mümkün değildir, ben Gülistan Doku’nun kaybolması haberlerine kadar ismini bile duymadım. Benim bildiğim kadarıyla arkadaş grubumdan hiçbirisi Gülistan Doku’yu tanımazdı.”

“Ne desem yalan olur, bilmiyorum”

Mustafa Türkay Sonel’in yakın arkadaşı Uğurcan Açıkgöz’ün 2019 ve 2020 yıllarında kullandığı kayıt dışı telefon hatlara dair ise şunları söyledi:

“Ne desem yalan olur, bilmiyorum. Çünkü benim üzerime atılı bu beyanları, gizli tanığın hakkımda vermiş olduğu bu beyanların hiçbirisini kabul etmiyorum. 05.05.2020 tarihinde kendime ait araçla Elazığ istikametinden Tunceli’ye gelişimin görüldüğü ancak öncesinden Tunceli ilinden Elazığ iline istikametimin çıkışının görülmediği hususuyla ilgili bir diyeceğim yoktur.”

“Benim ateşli silahım yoktur”

Kendisine ait silahlarla ilgili ise şunları kaydetti:

“Benim renkli boncuk atan tüfeklere karşı bir merakım vardır. Bu ilgiyi arkadaşımın yönlendirmesiyle öğrendim. Celal Altaş’ın ifadesinde geçen, oğlu Umut ile yaptığı telefon görüşmesinde benim ‘Bu tabanca ile birisini vurdum’ dediğim iddiası kesinlikle yalandır. Böyle bir beyanda bulunduğumu bilmiyordum, çok şaşkınım. Umut ile aramızda böyle bir konuşma geçmedi. Benim ateşli silahım yoktur. Bu sporla ilgili evin bahçesinde oynadığımız birçok fotoğraf ve video mevcuttur. Kullanılan ekipmanların faturaları da vardır. Bunların hiçbiri gerçek tabanca değildir. Bana ait bir tabanca söz konusu değildir.”

“Daraltılmış baz kayıtlarının bu çerçevede değerlendirilmesi gerek”

Gençlik merkeziyle ilgili sorulara ise şu şekilde yanıt verdi:

“Ünsal, Uğurcan, Şafak ve hatırlayamadığım birkaç dershane ve okul arkadaşımla birlikte gençlik merkezine giderdim. Ayrıca çevredeki kafelerde de zaman geçirirdik. Daraltılmış baz kayıtlarının bu çerçevede değerlendirilmesi gerekir.”

Sonel, ifadesinde aynı baz sinyalinde bulunmanın aynı yerde olduklarını göstermediğini savundu.

“Ben Gülistan Doku’yu tanımam ki eşyalarını bileyim”

Savcılık tarafından, “Gülistan Doku’ya ait eşyaların intihar algısı yaratmak amacıyla yok edildiği değerlendirilmektedir. Barajda bulunan makas, peçete ve el yazılı not ile 5 Ocak 2020 günü bulunduğunuz bölgenin aynı olduğu tespit edilmiştir. Bu malzemeleri kimin attığı?” şeklinde sorusuna, Sonel şu yanıtı verdi:

“Ben Gülistan Doku’yu tanımam ki eşyalarını bileyim. Biz o bölgede araçla hareket halindeydik, durup beklemezdik. Zaten aracın durabileceği bir yer yoktur.”

“Gülistan’ı tanımadığım için aynı ortamda olsak bile fark etmezdim”

Soneli savunmasında sonlarında özetle şunları söyledi:

“Bahsettiğiniz malzemeleri kimin attığını bilmiyorum. Gizli tanığın beni suçlayan beyanları asılsızdır. Üzerime atılan suçlamaları kabul etmiyorum. Bu durum bana ve aileme karşı yapılmış bir itibar suikastıdır. Ben sade bir Türk vatandaşıyım. Üniversite son sınıf öğrencisiyim. Sınavlarıma hazırlanıyor olmam gerekirken burada bulunuyorum. Bu durum beni çok üzüyor. Gülistan’ı tanımadığım için aynı ortamda olsak bile fark etmezdim.”

“Vali talimat verdi, otobüsle yolladım”

Soruşturmada tutuklanıp cezaevine yollanan Tunceli Valisi Tuncay Sonel’in koruma polisi Şükrü Eroğlu’nun ifadesi de ortaya çıktı.

Eroğlu, Doku’nun kaybolmasının ardından ailesinin valilikte görüşme gerçekleştirdiğini, bu görüşmelerden birinin ardından kendisine kapalı bir zarf verildiğini belirterek, “Doku ailesi arama çalışmaları sürerken Vali beyi arama çalışmalarını takip amaçlı ziyarete geldiler. Bu ziyaretlerin birinde aile makama geldi ve makamdan çıktıktan sonra Vali bey bizzat kendisi tarafından yarım A4 zarfı bana Ankara’ya gönderilmek maksadıyla verdi. Zarfta bir şey yazmıyordu. Sonrasında bana hitaben ‘Bunu Gürkan’a gönder’ dedi. Ben de bu ‘Gürkan’ isimli şahsı 2017 yılından beri valiliğin ve kişisel sosyal medya hesaplarımız ile ilgili işlemleri yapan ve telefonumda ‘Sosyal medya Gürkan’ diye kayıtlı şahsa göndermek üzere teslim aldım. Ben de yakın koruma olmam nedeniyle diğer koruma veya şoför arkadaşlarımdan birine vererek, kime verdiğimi hatırlamıyorum, bir arkadaşa verdim. Ben de bunun üzerine şahsa kendi hesabımdan valinin talimatıyla öncesinde de harçlık gönderirken dekontlarda isminin Gökhan Ertok olarak geçtiğini öğrendim. Gökhan Ertok’un polis olup olmadığını bilmiyorum şahsı hiç görmedim. Ben zarfın içerisinde sim kart olduğunu ve ne olduğunu bilmiyordum. Sonrasında Vali Bey bana aynı gün zarf içerisinde kayıp kız Gülistan Doku’nun sim kartı olduğunu, son sinyalinin neresi olduğunu, içerisinde ne olduğuna bakması maksadıyla gönderdiğini söyledi. Bu sim kartın Gökhan’a ben diğer koruma arkadaşa verdikten sonra hatırladığım kadarıyla otobüs ile gönderimini sağlamıştım. Ben gönderdiğim zarf ile ilgili Vali bey ‘ne oldu sim karta bakabildi mi sinyal falan var mı’ tarzında şeyler sorunca, ben de Gökhan’ı arayıp hatırladığım kadarıyla ‘bakabildin mi, en son sinyal nerde alınmış’ tarzında sordum. O da bana ‘bakıyorum, zaten rapor haline getirip göndereceğim’ dedi. Bana tarihini hatırlamıyorum ama Gökhan beni aradı ve ‘zarfı gönderdim teslim alırsınız’ şeklinde konuştu. Hatırladığım kadarıyla otobüsle gönderdi. Ben de otobüsten yine ya şoför ya da koruma arkadaşlara aldırıp Vali beye ‘Gökhan’ın gönderdiği dosya efendim’ diyerek teslim ettim. Tüm bunlar valinin talimatı ile oluyordu” ifadelerini kullandı.

‘ Ben para yolluyordum, vali bey sonra bana elden veriyordu’

Gökhan Ertok’a Vali Sonel talimatıyla para gönderdiğini belirten Eroğlu, “Ben bu Gökhan Ertok ile Vali beyin bana numarasını vermesiyle tanıştım. Ne iş yaptığını bilmiyorum. Ama sosyal medya üzerine hacker tarzı bir kişi olduğunu biliyordum. Polis olduğunu ve atıldığını sizden öğrendim. 2017-2020 arasında valiliğin, belediyenin ve Vali beyin sosyal medya hesapları ile ilgili işlemler nedeniyle para alış verişimiz oldu. Vali bey ‘ara sıra harçlık gönder’ deyip, ben kendi hesabımdan Gökhan’a para gönderiyordum, daha sonra vali beyden nakit olarak alıyordum. Ben bu konuşmaların içeriğini hatırlamıyorum. Yoğun bir görüşe yaptığım belli, ama ben kendi adıma zaten arama gibi bir durumum yok. Vali bey talimatlı aramıştım. Bu görüşmelerine dair veriler telefonumda da vardır, bu tarihle ilgili veriler varsa yukarıda bahsettiğim sinyal bilgisi ile ilgili olabilir” dedi.

‘Kimsenin kara kurusu değilim’

Gökhan Ertok’un ifadesinde, kendisinin Tuncay Sonel’in kara kutusu olduğunu söylediği sorusu üzerine Eroğlu, “Ben kimsenin kara kutusu değilim. Vali Tuncay Sonel’in sadece korumalığını yaptım. Gökhan Ertok sanırım Vali beyin talimatlarını benim üzerimden de yaptığı için böyle bir düşünceye kapılmış olabilir. Sim kart aileden nasıl kim tarafından alındı bilmiyorum, yukarıda da bahsettiğim üzere Doku ailesi, Vali beyi ziyarete gelip gittikten sonra Vali bey tarafından bana kapalı zarf teslim edildi. Zarfın içerisinde sim kart olduğunu sonraki zamanlarda Vali Bey ve Gökhan Ertok’dan öğrendim” ifadelerini kullandı.

‘Ceset gömmedim’

Daraltılmış baz raporuna göre, kendisinin de Gülistan Doku’nun en son görüldüğü yer olan Sarısaltuk viyadüğü civarında 5 Ocak 2020 günü saat 21.12 sıralarında olduğu sorulması üzerine ise “Ben tespiti yapılan bu hususla ilgili o bölgeye gittiysem tek gitmedim, gittiysem ya da geçtiysem de ekipçe program gereği Vali Bey ile birlikte gitmişimdir. Benim asla Umut Altaş ve Mustafa Türkay Sonel ile bir beraberliğim olmamıştır. Kesinlikle kabul etmiyorum. Hatta hiçbir zaman Umut Altaş ve Mustafa Türkay Sonel ile oturmadım bir yere de gitmedim. Hiçbir şekilde ceset gömmek ve bunun için keşif yapmak suçlamasını da asla kabul etmiyorum” dedi.

Birçok şüpheli farklı suçlardan tutuklandı

Soruşturma kapsamında dönemin Tunceli Valisi Tuncay Sonel’in oğlu Mustafa Türkay Sonel “nitelikli cinsel saldırı” ve “kasten öldürme”, Tunceli İl Özel İdare çalışanı Erdoğan Elaldı “kasten öldürme”, Ferhat Güven “yağma”, Doku’nun eski erkek arkadaşı Zeinal Abakarov, Abakarov’un eski polis olan üvey babası Engin Yücer ve annesi Cemile Yücer, Celal Altaş, Nurşen Arıkan, dönemin Tunceli Valisinin koruması Şükrü Eroğlu “suç delillerini gizleme değiştirme ve yok etme”, Gökhan Ertok ise “kişisel verilerin yasadışı yollarla ele geçirilmesi” ve “suç delillerini gizleme değiştirme ve yok etme” suçlamasıyla tutuklandı.

Dönemin valisi Sonel’in işlemleri Erzurum’da devam edecek

Soruşturmanın ikinci dalgasında Elazığ’da gözaltına alınan dönemin Tunceli Valisi Tuncay Sonel’in Erzurum İl Emniyet Müdürülüğü’ndeki ifade işlemleri sürüyor. Sonel’in gözaltı süresinin bir gün daha uzatıldığını bildirdi.

Doku Ailesi’nin avukatı Ali Çimen “Gülistan Doku dosyasında tutanaklarda adı olan, aramalara katılan veya talimatı olan tüm görevlilerin, Başsavcımız Ebru Hanım dönemi hariç, tamamı Tuncay Sonel soruşturmasına tanık sıfatıyla dahil edilmesi tarafımızca istenecektir. Bu talep ile failin fiilinin belirlenmesine katkı sağlanmasını amaçlanacak olup sonuca göre bu kişilerin hukuki durumaları tarafımızca değerlendirilecektir” dedi.

Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 161. maddesinde, “Vali ve kaymakamların kişisel suçları hakkında soruşturma ve kovuşturma yapma yetkisi, ilgilinin görev yaptığı yerin bağlı olduğu bölge adliye mahkemesinin bulunduğu yerdeki il cumhuriyet başsavcılığı ve aynı yer ağır ceza mahkemesine aittir” hükmü uyarınca Sonel’in işlemleri Erzurum’da sürdürülüyor.

Bursa’da gözaltına alınan dönemin Tunceli Devlet Hastanesi Başhekimi Op. Dr. Çağdaş Özdemir’in ise Tunceli İl Jandarma Komutanlığı’ndaki işlemleri devam ediyor.

10Haber bültenine üye olun, gündem özeti her sabah mailinize gelsin.