Ustalık Gerektiren Kafaya Takmama Sanatı, adlı kitabında ABD’li yazar Mark Manson’un (1984) görüşlerini sizlerle paylaşmak istiyorum, bu pazar yazısında. Yazarın post maskülin adlı bir site de açmış.
Orada erkeklere yaşamlarında yol gösterecek önerilerde de bulunmuş. Daha sonra cinsiyet ayırt etmeden, yazdıklarını kendi blog’unda yayımlamaya başlamış. Ona göre hayattaki kişinin asıl kriteri kişilik gelişimi, doyum ve mutluluk olmalıdır.
Bunlara sahip olan kişi istediği statüye, paraya ve cinsel ilişkiye de zaman içinde sahip olacaktır.
Yazdıklarını fazlaca Anglosakson bulanlar olacaktır. Ama aslında ülkelerden bağımsız ve tümüyle insanlara dair öneriler.
Yazar, hayatın negatif yanlarını da kabul etmeyi, acının ve hayal kırıklıklarının da yaşamımızın bir parçası olduğunu hatırlatıyor bizlere. Mutluluğun gerçekleri kabul etmekle başladığını, ıstırabın ise sürecin bir parçası olduğunu söylüyor. Bir kişisel gelişim kitabı diyebiliriz kısacası.
Kitapla tanışmama vesile olan Sami Kariyo’ya bu arada teşekkürlerimi iletiyorum.
Buyrun şimdi kitabın hap şeklinde özetine.
1) Her şeye önem veremezsin (ve vermemelisin) .Mark Manson’ın ana tezi şu:
Hayatın kalitesi = Neye önem verdiğin ile belirlenir.
* Sürekli mutlu olmak zorunda değilsin.
* Sürekli başarılı olmak zorunda değilsin.
* Ama neyi dert ettiğini doğru seçmek zorundasın.
Problem: Modern dünya “her şey önemli” diyor.
Gerçek: Çok az şey gerçekten önemli.
2) Problemlerden kaçamazsın — sadece daha iyi problemler seçersin.
Kitap çok net bir noktaya basıyor:
Mutlu insanlar = problemsiz insanlar değil.
Mutlu insanlar = çözmeye değer problemleri olan insanlar.
Örnek:
Sağlıklı olmak → spor yapma disiplini problemi. İyi ilişki → iletişim ve fedakârlık problemi.
Yani mesele “problemi yok etmek” değil. Hangi problemi seçtiğin.
3) Sorumluluk = güç. Manson’un en kritik fikirlerinden biri.
Başına gelen her şey senin suçun değil.
Ama nasıl tepki verdiğin %100 senin sorumluluğun.
Bu çok sert ama güçlü bir çerçeve:
Kurban psikolojisi → güçsüzlük. Sorumluluk almak → kontrol.
4) Değerlerini yanlış seçersen hayatın bozulur.
Kitap burada çok net bir ayrım yapıyor:
Kötü değerler:
* Popülerlik
* Sürekli başarı
* Hep haklı olmak
* Başkalarının ne düşündüğü
İyi değerler:
* Gerçekçilik
* Sorumluluk
* Öğrenme isteği
* İçsel gelişim
Çünkü kötü değerler kontrol edilemez ve dışa bağımlıdır.
5) “Özel değilsin” fikri (anti-ego yaklaşımı).
Kitap burada biraz provoke edici:
* Herkes “özelim” diye düşünür.
* Ama bu beklenti → sürekli hayal kırıklığı üretir.
Gerçek:
Ortalama olmak normaldir.
Ama yaptığın seçimler seni farklı yapar.
6) Ölüm farkındalığı → hayatı netleştirir.
Manson’a göre:
* Ölüm gerçeğiyle yüzleşmek, önemsiz şeyleri otomatik olarak siler.
“Bu gerçekten önemli mi?” filtresi zihninizde oluşur.
Kitabın tek cümlelik özü:
“Hayatta başarılı olmak, daha az şeyi umursayıp doğru şeyleri umursamayı öğrenmektir.”
Hepimiz zaman zaman hayatımızda neyin önemli olduğunu. Neyi umursamak gerektiğini belirleriz.
Yani kendi hayatımızı önemli ve anlamlı kılarız. Ama herhangi bir şeyin önemli olması için aslında bir neden de yoktur.
Bana kalırsa duygularınızı ifade etmekte geç kalmayın.
Böylece pişmanlık denen duyguyu da yaşamak zorunda kalmazsınız.
Keşke demeden yaşamaya var mısınız?
O halde şapkalar ve tokalar kafaya!